Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Tedavileri; Ozon Terapi, Kupa Terapisi, Akupunktur ve Medikal Estetik Tedaviler.
(0212) 660 5 660
randevu@drceyhundundar.com

Related Posts

Ağır Metal Nedir

Home  /  Sağlık   /  Ağır Metal Nedir

Ağır Metal Nedir

Günümüzde, sanayi ve endüstrinin gelişmesiyle çevreye toksik metallerin salınımı artmış, çevresel kirlilik düzeyleri en üst düzeye çıkmıştır. Kimyasal ürünler, gübreler, endüstriyel boyalar, inşaat malzemeleri, balık, gümüş diş dolguları ve aşılar sadece gündelik hayatta maruz kaldığımız ağır metal kaynaklarının bazılarıdır. Toksik ağır metaller, normal olarak, çok düşük seviyelerde vücut içinde mevcut olabilir, fakat sürekli maruz kalındığında veya metabolik detoksifikasyon aşamalarındaki genetik defektler sayesinde, beyinde daha sonra da vücut dokularında birikime yol açabilir.

Ağır Metal Testi Neden Önemlidir?

Akut ve kronik ağır metal zehirlenmelerinin belirtileri, çoğu nörolojik ve psikiyatrik bozuklukların belirtileri ile aynıdır; bu nedenle, gelişmiş laboratuvar testleri yapılmadan bu hastalıkların gerçek nedenini saptamak zordur. Ağır metaller çoğu zaman gelişimsel bozuklukların, Otizm, Alzheimer, Multiple Sclerosis gibi nörolojik hastalıkların, kronik yorgunluk sendromunun yanı sıra, görünüşte %100 sağlıklı gibi görünen bireylerde duygu durum bozukluklarının da nedeni olabilmektedir.

  • Aluminyum
  • Civa
  • Kurşun
  • Kadmiyum
  • Arsenik
  • Krom
  • Antimon
  • Kalay
  • Bakır
  • Konvansiyonel laboratuvar testleri ile ağır metal tayini, akut zehirlenme durumunda kanda o anda mevcut olan düzeyleri göstermekte olup, dokularda birikmiş metal düzeylerini gösterememektedir.

    ALUMİNYUM
    Uçaklardan mutfak gereçlerine, deodorantlardan ilaçlara kadar birçok yerde kullanılan ve hafif bir metal olan alüminyum uzun zamandır hayatımızın bir parçası. Bu metalin faydaları milyonlarca kişinin hayatını kolaylaştırdı. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar, Aluminyumun Alzheimer, Otizm gibi nörodejeneratif hastalıklar ve allerjilerin oluşmasında önemli rol oynadığını gösteriyor.

    CIVA
    Cıva, günümüzde aşılardan boyalara kadar birçok üründe bulunmaktadır. Sinir sistemi ve beyin hücrelerine toksititesi oldukça yüksektir. Bu yüzden, birçok ülke bu ağır metalin kullanımına sınırlama getirmiştir. Cıva ile ilişkilendirilen hastalıklar çoğunlukla nörolojik hastalıklar olup, Otizm, Allerjiler, Cilt Hastalıkları ve Kromozom bozuklukları gibi klinik etkisi ağır olan hastalıklardır.

    KURŞUN
    Oldukça toksik olan bu ağır metal, günümüzde özellikle boya sanayinde ve kimyasal ürünlerde kullanılmaktadır. Yaşadığımız ortamda kullandığımız birçok ürün kurşun içermektedir. Kurşun insana gıdalarla ve solunum yoluyla bulaşabilir. Vücuda giren kurşunun büyük bir kısmı kemik ve dişlerde birikir. Ancak en büyük hasarı beyin, böbrek, karaciğer, kalp, kas ve kan hücrelerinde yapmaktadır. Kronik zehirlenme durumunda, etkilediği sisteme göre nörolojik hastalıklara, anemiden böbrek ve karaciğer yetmezliğine kadar birçok hastalığa yol açabilmektedir.

    KADMİYUM
    Kadmiyum, gıdalar, içme suyu, hava, sigara ve çalışma ortamı havasıyla insan vücuduna girebilmektedir. Vücuttan böbrek ve karaciğer yoluyla atılır ve bu atılım sırasında bu organlara zarar vererek hasara yol açarlar. Solunum yoluyla alınması ise akciğer ödemi ve ölüme kadar giden ağır klinik durumlara yol açabilir.

    ARSENİK
    Özellikle tarımda pestisit olarak kullanılan arsenik, günümüzde LED, laser ve yarı iletkenlerin de yapısında bulunur. Vücutta böbrek, karaciğer, kemik ve ciltte birikerek bu organların hasarına yol açar. Akut zehirlenmeleri ölümle sonuçlanır. Arsenik kanserojen olarak da bilinmektedir.

    KROM
    Krom vücuda solunum ve gıdalar yoluyla girer. Solunum yoluyla girdiğinde akciğerlerde birikir ve sonra dolaşıma geçer. Akciğerlerde astım ve kansere neden olur. Su ve gıdalarla alındığında çok az bir kısmı barsaklardan emilerek metabolizmada kullanılır. Aşırı alımda ise karaciğer ve böbrek hasarı, bilinç kaybı, koma ve ölüme yol açabilir.

    ANTİMON
    Antimon kozmetik ürünlerde, pil yapımında, kalay-kurşun alaşımlarında, matbaa işlerinde, elektrotlarda, kauçuk yapıştırmada, tekstilde, boyalarda ve plastiklerde alev almayı önlemede, cam ve seramik üretiminde katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Termoelektrik malzemelerin, nanopartiküllerin önemli bir bileşenidir. Vücuda başlıca solunum yolu olmak üzere, ağız ve cilt yoluyla da girer. Akciğerlerde Pnömokonyoz, ciltte “Antimon Dermatozu”, Kalp-Damar sistemi hastalıkları, kanser, immün sistem bozuklukları ve kadınlarda düşüklere neden olabilir.

    KALAY
    Kalay çeşitli organik maddelerde kullanılır. Kalay bileşikleri tarım alanında; tarım ilaçları gibi, plastik endüstrisi, boya endüstrisi gibi çok sayıda endüstride kullanılır. Organik kalay maddelerinin kullanıldığı alanların sayısı her gün artmaktadır. Organik kalay maddelerinin etkileri çeşitlilik gösterebilir. Zararlı etkisi bulunduğu maddenin çeşidine ve etki altında kalan organizmaya bağlıdır. Trietilkalay insanlar için en tehlikeli organik kalay bileşiğidir. İnsanlar kalay bileşiklerini gıdalarla, solunumla ve deri yoluyla alabilirler.
    Kalay bileşiklerinin alınması; uzun dönem etkileri kadar, akut etkilere de sebep olabilir. Akut etkileri göz ve cilt tahrişleri, baş ağrısı, karın ağrısı, bulantı ve baş dönmesi, nefes darlığı; kronik etkileri ise depresyon, karaciğer hasarları, bağışıklık sistemlerinin yetersizliği, kromozom hasarı ve anemidir.

    BAKIR
    Bakır çok yaygın bulunan bir maddedir ve doğada doğal olarak bulunur. Bakır birçok çeşit gıdada, içme suyunda ve havada bulunabilir. Bundan dolayı her gün yiyerek, içerek ve soluyarak önemli bir miktar bakırı vücudumuza alırız. Bakır normal metabolizma için gereklidir, çünkü insan sağlığı için gerekli olan bir iz elementtir. Çoğu bakır bileşiği ya su tortusuna ya da toprak parçacıklarına yerleşip bağlanır. Çözünür bakır bileşikleri insan sağlığı için en büyük tehdidi oluşturmaktadır. Genellikle doğada suda çözünür bakır bileşikleri, tarım uygulamalarında kullanımı sonucu ortaya çıkmaktadır.

    Havadaki bakır konsantrasyonu genellikle oldukça düşüktür, bundan dolayı soluma ile bakıra maruz kalma ihmal edilebilir. Bakırdan tesisata sahip evlerde yaşayan kişiler çoğu kişiye oranla daha fazla bakır miktarına maruz kalmaktadırlar, çünkü bakır, korozyona uğramış borulardan içme suyuna geçmektedir. Bakıra uzun süreli maruz kalma burun, ağız ve göz tahrişine ve baş ağrılarına, karın ağrılarına, baş dönmesine, kusmaya ve ishale neden olmaktadır. Bakırın kasten yüksek miktarda alımı karaciğer ve bakır hasarlarına ve hatta ölüme bile neden olabilir. Bakırın kanserojen olup olmadığı da henüz saptanmamıştır. Kronik bakır zehirlenmesi Wilson Hastalığı ile sonuçlanmaktadır ve karaciğer sirozu, beyin hasarı, demyelinizasyon, böbrek hastalığı ve korneada bakır birikmesi ile karakterize edilmektedir.